Türk hukukunda evlenen çiftler, aksi kararlaştırılmadıkça "edinilmiş mallara katılma rejimi"ne tabi olur. Bu rejimde evlilik süresince edinilen mallar eşler arasında paylaşılır. Ancak taraflar evlilik öncesi veya sonrasında noterde düzenleyecekleri bir sözleşmeyle "mal ayrılığı" ya da "paylaşmalı mal ayrılığı" gibi farklı rejimleri seçebilirler. Evlilik sözleşmesi, özellikle girişimciler, daha önce borçlu bir evlilikten geçmiş kişiler ve ticari risk taşıyanlar için hayati önem taşımaktadır. Bu yazıda her iki rejimi karşılaştırarak evlilik sözleşmesinin gerekliliğini açıklamaya çalışacağım.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi (Yasal Rejim)
Türk Medeni Kanunu'nun öngördüğü yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Çiftler herhangi bir sözleşme yapmadıysa otomatik olarak bu rejime tabi olurlar. Bu rejimin temel özellikleri şunlardır:
- Edinilmiş mallar: Evlilik birliği süresince çalışarak kazanılan gelirler, bu gelirlerle edinilen taşınmaz ve taşınırlar, sosyal güvenlik ödemeleri ve çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar edinilmiş mal sayılır.
- Kişisel mallar: Evlilikten önce sahip olunan mallar, evlilik süresince miras yoluyla veya bağış olarak edinilen mallar ve kişisel kullanıma özgü eşyalar kişisel mal sayılır; bunlar paylaşıma konu olmaz.
- Katılma alacağı: Evlilik sona erdiğinde (boşanma veya ölüm) her eş, diğerinin edinilmiş mallarının yarısı üzerinde "katılma alacağı" hakkına sahip olur. Yani 20 yıllık evlilikte kocasının çalışarak aldığı evin değerinin yarısı, hiç çalışmamış olan eşe ait olabilir.
Bu sistem, aile içinde emeği daha az görünür olan eşleri (örneğin ev hanımları veya çocuk bakımı için kariyerini yavaşlatan eşleri) koruma amacı taşımaktadır. Ancak girişimciler için ciddi riskler barındırabilir.
Mal Ayrılığı Rejimi Ne Zaman Tercih Edilmeli?
Mal ayrılığı rejiminde her eş kendi malları üzerinde tam yetkiye sahip olur; evlilik sona erdiğinde diğer eşin edinilmiş malları üzerinde herhangi bir hak talep edilemez. Bu rejim özellikle şu durumlarda mantıklı bir tercih olabilir:
- Girişimciler ve serbest meslek sahipleri: Ticari faaliyetlerinden doğan borçlar ve yükümlülükler, diğer eşin mal varlığını tehdit etmemelidir. Mal ayrılığı rejimi, bir eşin iş hayatındaki risklerin diğerini etkilemesini engeller.
- Daha önce borçlu bir evlilikten geçenler: İkinci evliliklerinde gelen tarafın önceki dönemden kaynaklanan borç veya yükümlülükleri varsa, mal ayrılığı eşlerden birini korur.
- Önemli aile varlığı olanlar: Aile şirketi, çiftlik veya yüksek değerli mülkü korumak isteyen aileler için bu rejim güvence sağlar.
- Uzun süreli ayrılıkları olan çiftler: Farklı şehirlerde ya da ülkelerde çalışan ve mali bağımsızlıklarını sürdürmek isteyen çiftler.
Evlilik Sözleşmesi Nasıl Yapılır?
Türk Medeni Kanunu, mal rejimi sözleşmelerinin belirli bir şekil şartına uygun olmasını zorunlu kılmaktadır. Sözleşmenin geçerli sayılabilmesi için:
- Resmi şekil zorunluluğu: Mal rejimi sözleşmesi noter huzurunda düzenlenmeli ya da imzalar notere onaylatılmalıdır. Adi yazılı sözleşmeler hukuken geçersizdir.
- İrade serbestisi: Kanunda öngörülen dört mal rejiminden biri (edinilmiş mallara katılma, mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı) seçilebilir. Tamamen özgün bir rejim yaratılamaz; ancak kanunun izin verdiği sınırlar içinde değişiklikler yapılabilir.
- Zamanlama esnekliği: Sözleşme evlilikten önce (nişan döneminde) yapılabileceği gibi evlilik süresince de değiştirilebilir veya yeni bir sözleşme yapılabilir.
- Tarafların ehliyeti: Her iki tarafın da fiil ehliyetine sahip olması gerekir; küçükler için veli ya da vasi onayı aranır.
Noterde sözleşme yapılırken avukat bulundurmak zorunlu değildir; ancak sözleşmenin içeriğini doğru kurgulayabilmek için bir aile hukuku avukatından önceden danışmanlık almanızı tavsiye ederim. Yanlış kaleme alınan bir sözleşme, tam tersine bir etki yaratabilir.
"Eşler, evlenme sözleşmesiyle kanunda öngörülen mal rejimlerinden birini seçebilirler."
Türk Medeni Kanunu m.202
Sözleşme Olmadan Boşanmada Ne Olur?
Herhangi bir mal rejimi sözleşmesi yapılmadan evlenen çiftlerin boşanmasında, yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimi otomatik olarak uygulanır. Bu durumda süreç çoğunlukla şöyle gelişir:
- Katılma alacağı davası: Taraflardan biri veya her ikisi, evlilik süresince edinilmiş mallardaki payı için dava açabilir. Bu davalar hem zaman alıcı hem de masraflı olabilir.
- Mal tespiti güçlüğü: Hangi malın evlilikten önce, hangisinin sonra edinildiğini ispat etmek özellikle uzun evliliklerde karmaşık hale gelir. Tapu sicilleri, banka kayıtları ve diğer belgeler tek tek incelenir.
- Yargı sürecinin uzaması: Mal paylaşımı nedeniyle boşanma davaları yıllarca sürebilir. Mal rejimi sözleşmesi, bu süreci önemli ölçüde kısaltır.
- İş varlıklarının riski: Girişimci bir eşin iş varlıkları, diğer eşin katılma alacağı hesabına dahil edilebilir; bu durum şirket ortaklık yapısını doğrudan etkileyebilir.
Evlilik sözleşmesi yapmayı düşünen ya da mevcut rejiminizi değiştirmek isteyen her çiftin, önce bir hukuki değerlendirme yaptırmasını öneririm. Her evliliğin ve her mal varlığının kendine özgü koşulları vardır; bu nedenle tek tip bir çözüm yerine kişiselleştirilmiş bir planlama çok daha sağlıklı sonuçlar doğuracaktır.
Yorumlar
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!