İş güvencesi, işverenin işçiyi keyfi olarak işten çıkarmasını engelleyen ve haksız fesih halinde işe iade veya tazminat imkânı tanıyan bir hukuki koruma mekanizmasıdır. Büromuzda bu konuyla gelen müvekkillerin büyük çoğunluğu şunu sorar: "Ben iş güvencesinden yararlanabilir miyim?" Bu sorunun yanıtını belirleyen bazı temel kriterler vardır; ancak bu kriterler sanıldığı kadar kısıtlayıcı değildir. Bu yazıda iş güvencesini tüm yönleriyle aktarmaya çalışacağım.
İş Güvencesinden Kimler Yararlanır?
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmek için şu koşulların bir arada bulunması gerekir:
- İşyerinde en az 30 işçi çalışıyor olmalı: İşverenin aynı iş kolundaki tüm işyerlerindeki toplam işçi sayısı dikkate alınır. Tek bir işyerinde 29 işçi çalışıyor olsa dahi aynı iş kolunda başka şubeleri varsa ve toplamda 30'u aşıyorsa iş güvencesi kapsamına girilir.
- İşçinin en az 6 ay kıdemi olmalı: Deneme süresi dahil hesaplanan kıdem, 6 ayın altındaysa iş güvencesi hükümleri uygulanmaz.
- İşçi, belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışmalı: Belirli süreli sözleşmelerle çalışanlar kural olarak iş güvencesi kapsamı dışındadır.
- İşçi, işveren vekili konumunda olmamalı: İşletmenin tamamını yönetme yetkisine sahip genel müdür ve benzeri üst yöneticiler bu kapsamın dışındadır.
Bir istisna özellikle önemlidir: İşyeri sendika temsilcileri için 30 işçi şartı aranmaz. Sendika temsilcileri, 30 işçinin altında kalan işyerlerinde de iş güvencesinden yararlanır.
Geçerli Fesih Nedenleri
İş güvencesi kapsamındaki bir işçiyi işten çıkarmak isteyen işveren, feshi mutlaka geçerli bir nedene dayandırmak zorundadır. Geçerli neden iki kategoride değerlendirilir:
1. İşçinin yeterliliğine veya davranışlarına ilişkin nedenler:
- Yetersiz performans (ölçülebilir ve belgelenebilir olmalı)
- İşe devamsızlık
- İş arkadaşlarıyla ciddi uyumsuzluk
- Sözlü uyarılara rağmen düzeltilmeyen davranışlar
2. İşletmenin gereksinimine ilişkin nedenler:
- Ekonomik kriz nedeniyle kadro azaltımı
- Teknolojik yenilik nedeniyle pozisyon ortadan kalkması
- Yeniden yapılanma
- İşin veya bölümün kapatılması
Dikkat edilmesi gereken kritik nokta şudur: Geçerli neden, haklı nedenin aksine derhal fesih hakkı doğurmaz; yalnızca süreli fesih yapılabilmesine olanak tanır. Ayrıca işveren, fesih kararından önce işçinin savunmasını almak zorundadır; savunma alınmadan yapılan fesih, usul hatasına dayalı olarak geçersiz sayılabilir.
"Feshin geçerli bir sebebe dayandırılması zorunludur; işveren feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat etmekle yükümlüdür."
4857 sayılı İş Kanunu, Madde 18-20
İşe İade Davası Nasıl Açılır?
Fesih bildirimini alan işçi, feshin geçersizliğini düşünüyorsa belirli adımları takip etmelidir. Bu süreçte zamanlama son derece kritiktir.
Adım 1 — Arabuluculuğa başvuru: Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurulması zorunludur. Bu süre hak düşürücüdür; geçirilmesi halinde işe iade davası açma hakkı ortadan kalkar. Arabuluculuk bürosuna yazılı ya da e-Devlet üzerinden başvurulabilir.
Adım 2 — Arabuluculuk görüşmesi: Arabulucu, tarafları toplantıya davet eder. Görüşme süresi 3 haftadır; 1 hafta uzatılabilir. Anlaşma sağlanırsa tutanak mahkeme ilamı hükmündedir.
Adım 3 — Dava açma: Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlenmesinden itibaren 2 hafta içinde iş mahkemesinde dava açılmalıdır.
Adım 4 — Mahkeme kararı: İş mahkemesi, işe iade davalarını ivedi olarak görür ve kural olarak iki ay içinde karar verir. Karar Yargıtay'da temyiz edilebilir.
İşe İade Kararı Sonrası
Mahkeme feshin geçersizliğine hükmederse işveren, kararın kesinleşmesinden itibaren 1 ay içinde işçiyi işe davet etmek zorundadır. Bu noktada iki seçenek söz konusudur:
İşveren işçiyi işe alırsa: İşçi göreve başlar ve kararın kesinleşmesine kadar geçen süre için (en fazla 4 aya kadar) boşta geçen süre ücreti ödenir.
İşveren işçiyi işe almazsa: İşçiye ek olarak işe başlatmama tazminatı ödenir. Bu tazminat, mahkemenin belirlediği oranda kıdeme göre hesaplanır:
- Kıdemi 6 ay – 5 yıl arasında olanlar: 4 aylık ücret
- Kıdemi 5 yıl – 15 yıl arasında olanlar: 5 aylık ücret
- Kıdemi 15 yıldan fazla olanlar: 6 aylık ücret
- Sendika temsilcisi: 8 aylık ücret
İşe başlatmama tazminatına ek olarak, dava süresinde çalışılmayan dönem için boşta geçen süre ücreti de (en fazla 4 aylık brüt ücret) ayrıca ödenir. Yani toplam tazminat miktarı kıdem tazminatından önemli ölçüde yüksek olabilmektedir.
İşe iade davası sürecinde en kritik tehlike zamandır. Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurulmazsa bu hak tamamen yitirilir. Hiçbir mazeret bu süreyi durdurmaz. İşten çıkarıldınız veya çıkarılacağınızı düşünüyorsanız aynı gün bir avukattan destek alın. Bir günün bile farkı olabilir.
Son olarak şunu belirtmek isterim: İşe iade davası hukuki açıdan karmaşık bir süreçtir; doğru deliller, doğru süre takibi ve doğru hukuki argümanlar olmaksızın başarıya ulaşmak güçleşebilir. Büromuz bu konuda müvekkillerine deneyimli bir bakış açısıyla destek sağlamaktadır. Hukuki sürecinizi doğru başlatmak için erken hareket etmenizi her zaman tavsiye ederim.
Yorumlar
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!