İstinaf ve temyiz aşamaları bitti, karar kesinleşti — ama temel hak ve özgürlükleriniz ihlal edildiğini düşünüyorsunuz.
Bu noktada bir yol daha var: Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru. Bu yazıda koşullarını, kısa süresini ve sonuçlarını anlatıyoruz.
Kimler, Neyi Başvuru Konusu Yapabilir?
Anayasa m.148/3: herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.
İki koşul birlikte aranır: hakkın hem Anayasada hem de AİHS ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerde güvence altına alınmış olması.
Bu nedenle salt kanuni bir hakkın ihlali — örneğin bir usul kuralının yanlış uygulanması — tek başına başvuru konusu olmaz; ihlalin temel bir hakka yansıması gerekir.
Sık başvuru konusu olan haklar: adil yargılanma hakkı (makul sürede yargılanma, gerekçeli karar hakkı, silahların eşitliği), mülkiyet hakkı, ifade özgürlüğü, kişi hürriyeti ve güvenliği, özel hayatın gizliliği, aile hayatına saygı.
Başvuruyu, ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler yapabilir. Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz.
Olağan Kanun Yollarının Tüketilmesi
6216 sayılı Kanun m.45/2: ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bevvel tüketilmiş olması gerekir.
Yani istinaf ve varsa temyiz yolları kullanılmadan bireysel başvuru yapılamaz. Bu koşul karşılanmadan yapılan başvurular kabul edilemez bulunur.
Ayrıca yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan; Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler aleyhine bireysel başvuru yapılamaz.
Bir istisna vardır: başvuru yollarının tüketilmesinin etkisiz olduğu ya da aşırı biçimsel bir yorumla erişimin engellendiği hâllerde bu koşul esnetilebilir.
Otuz Günlük Süre
6216 sayılı Kanun m.47/5: bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.
Bu süre hak düşürücüdür ve mahkemece resen dikkate alınır.
Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir. Mahkeme, mazeretin geçerliliğine karar verir.
Süre, kararın tebliği tarihinden işler; öğrenme değil tebliğ esastır.
Bu nedenle kesinleşen kararın tebliğ tarihini not etmek ve takvimi işaretlemek gerekir.
Kabul Edilebilirlik
Başvuruların büyük çoğunluğu esasa girilmeden kabul edilemez bulunur. Başlıca ret sebepleri:
- Süre aşımı — otuz günlük sürenin kaçırılması
- Başvuru yollarının tüketilmemesi
- Konu bakımından yetkisizlik — ileri sürülen hakkın Anayasa ve AİHS ortak koruma alanında bulunmaması
- Açıkça dayanaktan yoksunluk — ihlal iddiasının temellendirilememesi
- Kanun yolu şikâyeti niteliğinde olma — delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumundaki hataların, temel hak ihlali boyutuna ulaşmaması
- Önemli bir zararın bulunmaması
Beşinci madde en sık karşılaşılandır: Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin yerine geçerek delil değerlendirmesi yapmaz. Başvuruda, kararın hangi temel hakkı nasıl ihlal ettiği somut olarak gösterilmelidir.
Bu nedenle başvuru dilekçesi, istinaf dilekçesinin tekrarı olmamalıdır.
Sonuçları ve AİHM
Anayasa Mahkemesi ihlal tespit ederse, 6216 sayılı Kanun m.50 uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmeder.
Bu kapsamda:
- Yeniden yargılama yapılmasına karar verilebilir; bu hâlde ilgili mahkeme yeniden yargılama yapar.
- Yeniden yargılamada hukuki yarar bulunmayan hâllerde tazminata hükmedilebilir.
- Tazminat miktarının belirlenmesi için genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.
Tedbir kararı: Mahkeme, başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması hâlinde, resen veya başvurucunun talebi üzerine tedbire karar verebilir.
AİHM ile ilişki: bireysel başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru öncesinde tüketilmesi gereken bir iç hukuk yoludur.
AİHM'e başvuru süresi, iç hukuk yollarının tüketildiği kesin kararın tebliğinden itibaren dört aydır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının tebliğ tarihi de ayrıca takip edilmelidir.
Bireysel başvuru süresi, olağan kanun yollarının tüketildiği kararın tebliğinden itibaren otuz gündür ve hak düşürücüdür. Anayasa Mahkemesi kararından sonra AİHM'e başvuru süresi ise dört aydır. Başvuru, istinaf dilekçesinin tekrarı değil; hangi temel hakkın nasıl ihlal edildiğinin gösterilmesi olmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Bireysel başvuru ne zaman yapılır?
Olağan kanun yolları tüketildikten sonra, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde.
Her hak ihlali başvuru konusu olur mu?
Hayır. Hakkın hem Anayasada hem AİHS ve ek protokollerde güvence altına alınmış olması gerekir.
İstinafa gitmeden başvurabilir miyim?
Hayır. Kanunda öngörülen idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir.
İhlal kararı verilirse ne olur?
İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için gerekenlere hükmedilir; yeniden yargılama yapılmasına veya tazminata karar verilebilir.
AİHM'e ne zaman başvurulur?
Bireysel başvuru bir iç hukuk yoludur ve tüketilmelidir. AİHM'e başvuru süresi, kesin kararın tebliğinden itibaren dört aydır.
Yorumlar
Yorum Yaz
Yorumlar moderasyondan geçtikten sonra yayınlanır. Bu bölüm genel bilgilendirme alanıdır; buradaki yanıtlar hukuki tavsiye niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Lütfen kişisel dosya bilgisi, kimlik bilgisi veya belge paylaşmayınız — bunlar için telefonla iletişime geçiniz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!